Bir penguen düşünün.

Herkes aynı yöne doğru yürüyor, o duruyor. Bir an etrafına bakıyor, sonra sanki “ben bir düşüneyim” der gibi yapıp tam ters yöne doğru ilerliyor. Ne konuşma var, ne dramatik müzik.

Ama o birkaç saniyelik sahne yıllardır insanların aklında. Çünkü mesele penguen değil, mesele biziz.

Penguen videolarının insanları bu kadar etkilemesi aslında çok temel bir yerden geliyor: beynimiz hâlâ ilkel ama çevremiz aşırı karmaşık. Davranışçılık kuramları bu noktada oldukça açıklayıcı. İnsan, çevresindeki uyarıcılara tepki veren bir canlı. Yuvarlak hatlı, yavaş yürüyen, sakar görünen bir hayvan beynimize “tehlike yok” sinyali veriyor.

Daha videonun ilk saniyesinde savunma modundan çıkıyoruz. Omuzlar düşüyor, yüz gevşiyor. İzlemeye devam ediyoruz.

Bir de işin koşullanma tarafı var. Çoğumuz penguenleri ilk kez belgesellerde gördük. O sakin anlatıcı sesi, yavaş kamera hareketleri, sessizlik… Beynimiz bunları huzurla eşleştirdi. Yıllar sonra sosyal medyada karşımıza çıkan 20 saniyelik bir penguen videosu bile aynı hissi tetikliyor. Aslında izlediğimiz şey penguen değil, tanıdık bir duygu.

Sosyal medya bu duyguyu daha da pekiştiriyor. Videoyu izliyoruz, iyi hissediyoruz, beğeniyoruz. Beğeniyoruz, karşılığında beğeni alıyoruz. Davranışçılığın “ödül” dediği şey tam olarak bu. Beyin diyor ki: “Bunu yap, işe yarıyor.” Sonra algoritmalar devreye giriyor ve karşımıza daha fazla penguen, daha fazla benzer içerik çıkıyor. Döngü kendi kendini besliyor.

Ama asıl mesele şu: penguenler bize çok benziyor. Kayıyorlar, düşüyorlar, yanlış yöne gidiyorlar. Ve biz bunu izlerken gülüyoruz çünkü tanıdık. Herkesin aynı yöne gittiği bir dünyada durup “ben ne yapıyorum?” dediğimiz anları hatırlıyoruz. O yüzden sürüden ayrılan penguen sahnesi bu kadar güçlü. Çünkü o sahnede bir hayvan değil, küçük bir insanlık hali var.

Bir de hız meselesi var. Günümüz içerikleri bağırıyor, çağırıyor, karar vermemizi istiyor. Penguen videoları ise hiçbir şey istemiyor. Yavaş, sessiz ve amaçsız. Beyin için bu adeta bir mola. Kısa bir süreliğine de olsa düşünmek zorunda kalmıyoruz. Sadece bakıyoruz.

O yüzden penguen videoları viral oluyor. Sevimli oldukları için değil, komik oldukları için de değil. Beynimizin en temel, en otomatik yerlerine dokundukları için. Penguen ekranda yürürken aslında bize şunu söylüyor: “Acele etme. Herkesle aynı anda, aynı yöne gitmek zorunda değilsin. Bazen yanlış yöne gitmek bile insanca.”

Belki de bu yüzden o videoyu izleyip duruyoruz. Çünkü penguen bize bakmıyor, ama biz kendimizi onda görüyoruz.